Ana sayfa İnsanlar Kayseri’de bir Yaşar Kemal

Kayseri’de bir Yaşar Kemal

531
0

Yaşar Kemal, 1944-1945 yılları arasında, Kayseri’de askerlik yaptı. Kayserili iş insanı Faruk Molu’nun Yukarı Talas’taki evinde bulunan kütüphanesini kullandı. Kayseri’de Cumhuriyet gazetesinin muhabirliğini yapan Mustafa Gümüşkaynak ile sıkı bir dostluk kurdu. Gazeteci Mahmut Sabah ile sevdalısı olduğu Döner Kümbet’i ziyaret etti.

“BÖYLE BİR ADAMLA NASIL BİR ARAYA GELİYORSUN?”

1928 doğumlu, Kayserili iş insanı Faruk Molu, Yaşar Kemal’in, edebiyat aşkına edindiği dostlardan biri. “Yaşar Kemal ile edebiyat dolu güzel bir yaz geçirdik.” diyen Faruk Molu, 1967 yılında kapatılan Talas Amerikan Hastanesi’nin bahçesinde tenis oynarken tanışır Yaşar Kemal ile. Molu, tanışmalarını şöyle anlatır:

“Yaşar Kemal, Talas’ta Yukarı Mahalle’de Kolej’in eski hastanesinde* askerliğini yapıyordu, ben de oraya tenis oynamaya falan giderdim. Üzerinde çok pejmürde bir asker kıyafeti vardı ve bir gözü de akmıştı. Hatta, bu görünüşünden dolayı bana, ‘Böyle bir adamla sen nasıl bir araya geliyorsun?’ dediler. Ama adam baktım derya gibi… O zamanlar ünlü değildi ve şiire çok önem veriyordu, ben o bahçede insanlık dolu bir insanla karşılaştım, hiçbir negatif yönü yoktu, hep gülen bir adamdı, hayatımda karşılaştığım en olumlu insanlardan biriydi.”

KÜTÜPHANEDE ASKERLİK…

Faruk Molu, çevresinden gördüğü, “Böyle bir adamla nasıl konuşuyorsun” şeklindeki tepkilere rağmen, Yaşar Kemal’in edebiyat bilgisine hayran kalmış, hatta Yukarı Talas’taki evinde bulunan kütüphanenin anahtarını kendisine vermiştir. Molu, o kütüphanedeki ‘edebiyat dolu günleri’ şöyle aktarır:

Faruk Molu.
Faruk Molu (ortada) kızları ve torunları ile birlikte.

“Talas’ta bir kütüphanemiz vardı, orada buluşur, birlikte okumalar yapardık. Okuduklarımız üzerine tartışırdık; çok güzel edebiyat dolu günler geçirdik. Sonra ben ona anahtarı verdim, askerlik süresi boyunca oraya geldi, gitti. Kitap alır, analiz ederdi.”

Faruk Molu, Yaşar Kemal ile Kayseri yıllarından sonra, kendisi Teşvikiye’de yaşadığı dönemde görüşür. Bir gün kapı çalar ve Yaşar Kemal kapıdan içeri girer, Molu, görüşmelerini şöyle özetler:

“İstanbul’da Teşvikiye’de bir apartmanda oturuyorduk, bir gün kapı çalındı, baktım Yaşar Kemal. Yanlış anımsamıyorsam 1948-49 yılları arasındaydı. O zaman, bir havagazı şirketinde sayaç okuyordu. Bana da ‘Benim elimden tutuyorlar’ diye anlatmıştı, sanırım karısı Tilda’nın çevresinin ona katkısı olmuştu. Sonra da hiç yüz yüze görüşemedik. İyi bir gazeteci ve yazar oldu ama bizim nazarımızda çok değerli ve iyi yürekli bir insandı. Daha sonra ağabeyim Sait Molu’nun cenazesine (29 Temmuz 2014) çelenk gönderdi, ben de kendisine bir teşekkür mektubu yolladım. Yalnız, ağabeyimin yaşadığı zamanlarda, Bodrum’da karşılaşmışlar. Ağabeyimin bana anlattığına göre, Yaşar Kemal, bizi ve ailemizi bütün detayları ile anlatmış ve İnce Memed’in bazı bölümlerini ailemizin yaşantısından yola çıkarak yazmış.”

“O ADAM SENİN TIRNAĞIN BİLE OLAMAZ”

Molu, “Kendisi Kürt asıllıydı ama Toroslar’da yaşayan Türk hikayelerini anlatıyordu.” dediği Yaşar Kemal’e daha sonra mektup da yazar.

O mektubunda, şu ifadeleri kullanacaktır:

“Orhan Pamuk ödül aldığında ona telgraf çektim ve ‘Bu adam senin tırnağın olamaz’ dedim. Ama cevap vermedi, herhalde eline geçmedi. Sonra da geçen senelerde mektup yazdım ama ona da cevap vermedi.”

KAYSERİ’DE KİM KOMÜNİST?

Yaşar Kemal’in askerlik yıllarında edindiği bir diğer dostu da, o yıllarda Cumhuriyet gazetesinin Kayseri muhabirliğini yapan ve yerel Ülker gazetesinde çalışan Gazeteci Mustafa Gümüşkaynak’tır. Şu anda hayatta olmayan Gümüşkaynak’ın büyük oğlu Fatih Gümüşkaynak, Yaşar Kemal ile babasının tanışmalarını şöyle anlatır:

“Yaşar Kemal askerliğini Kayseri’de yaparken, “Kayseri’de kim komünist?” diye sorunca, babamın ismini vermişler. Halbuki, ne komünisti… Kayseri’de bir avukat vardı, o bana babamın bu yolda ilerlemesinin nedeninin Yaşar Kemal’le dostluğu olduğunu söylemişti.”

Fatih Gümüşkaynak, Yaşar Kemal’in el yazısı ile babasına gönderdiği mektubu hala saklar. O mektupta şu ifadeler yer vermiştir, Yaşar Kemal:

“Sevgilim Mustafam, seni ne kadar özlediğimi bilemezsin. Ben iyiyim, daha çalışıyorum, yazıyorum. Gözlerinden öperim, hane halkına selam.

Yaşar Kemal 17.3.1987 – İstanbul”

ÖPÜLMEZ Mİ, BU BENİM TAŞIM…

1955’e gelindiğinde ise, bu kez Mustafa Gümüşkaynak ile aynı gazetede çalışan Gazeteci Mahmut Sabah, Yaşar Kemal ile tanışma şerefine nail olacaktır. Mahmut Sabah, Kayseri-Sivas kanlı maçı, Kayseri’deki TÖB-DER olayları ve Deniz Gezmiş’in yakalanmasına dair çok sayıda önemli habere imza atan bir gazetecidir. O yıllarda Hürriyet gazetesinde röportaj yazıları yazan Yaşar Kemal, Doğu Anadolu’dan bir röportaj çalışmasından dönerken, Mustafa Gümüşkaynak’ı ziyaret etmek üzere Kayseri’ye gelir. Gazetenin kapısından içeri girer ve 17 yaşındaki henüz gazeteciliğe başlamış olan Mahmut Sabah ile karşılaşır. Mahmut Sabah, ilk karşılaşmalarına dair şunları söyler:

Kayserili gazeteci Mahmut Sabah
Mahmut Sabah

“İri kıyım, heybetli bir adam. Kapıdan girdi, bizim gazete de o zaman giriş katta. Onun bir gözünde de sorun var biliyorsunuz, Mustafa Gümüşkaynak’ı sordu, ben de izin aldığını, eşinin memleketi Samsun’a gittiğini söyledim. Gümüşkaynak ile onun dostluğunu bilirdim, radyo programlarından da sesini tanıdım ve kendisine adıyla hitap ettim. Bana kim olduğumu sordu, sonra biraz sohbet ettik ve Döner Kümbet’i bilip bilmediğimi, oraya gitmek için kendisine eşlik edip edemeyeceğimi sordu. Ben de edebileceğimi söyledim ve taksi ile gitmeyi teklif ettim. O da bana, ‘Kayserili değil misin, orası uzak değil, yürüyerek gidelim’ dedi. Askerliğini burada yaptığını biliyordum ama Kayseri’yi iyi tanıdığını o zaman anladım. Döner Kümbet’e gittik. Kümbet’in merdivenlerine tırmandı, kapının orada kollarını iki yana açtı ve sarılır gibi yaptı. Alnını koydu, taşı öptü. Aşağıya indiğinde neden öptüğünü sordum, ‘Öpülmez mi, bu benim taşım, Anadolu’mun taşı. Öpüşüm sevmemden, kucaklayışım saygı duymamadan.’ diye cevap verdi. Onun Kümbet’e sarılmasını ve öpmesini hiç unutmam.”

BİZİM MUSTAFA, İNCE ÇOCUKTUR…

Nitekim, Yaşar Kemal, 1957 yılında basımı yapılan ‘Peri Bacaları’ kitabında hem Mustafa Gümüşkaynak’tan hem de Döner Kümbet sevgisinden şöyle söz eder:

“Bizim Mustafa Gümüşkaynak var Kayseri’de, ince çocuktur. Kayseri’ye her gelişimde Mustafa beni ilkin Döner Kümbet’e götürür. Ben Kayseri’de ilkin Döner Kümbet’i görmek isterim. Bunda da öyle oldu, Döner Kümbet’i görüp de büyülenmemek imkansız. Mustafa doğma büyüme Kayserili olduğu halde, binlerce kere Döner’i görüp tattığı halde, o da her görüşünde büyülenir. Mustafa bana her gidişimde Döner’in efsanesini de anlatır. Bilir ki isterim. Yahut da hoşuna gider efsaneyi anlatmak.”

Yaşar Kemal, Peri Bacaları kitabında Mustafa Gümüşkaynak'tan bahsetti.
Yaşar Kemal, Peri Bacaları kitabında Kayserili gazeteci Mustafa Gümüşkaynak’tan bahsetti.

*Molu’nun hatırladığına göre Yaşar Kemal, Amerikan Hastanesi’nde, bir başka rivayete göre de Zincidere Komando Tugayı’nda yapmıştır. Ancak, 1945 ve 1950 yılları arasında, Amerikan Koleji’nde öğrencilik yapmış olan Ümit Altuner, Amerikan Hastanesi’nde ya da Koleji’nde herhangi bir askeri birim olmadığını belirtmiştir. Bunun yanı sıra, Zincidere Komando Tugayı’nın kuruluş tarihi de, 1965 yılına denk gelmektedir ki, bu zaman dilimi, Yaşar Kemal’in askerlik yaptığı yıllara denk gelmemektedir. Yine Ümit Altuner’in verdiği bilgilere göre, o yıllarda Talas’taki en yakın askeri birlik, Aşağı Talas’ta bulunan Hava İndirme Tugayı’dır. Dolayısıyla Yaşar Kemal, olasılıkla burada askerlik yapmıştır.

(Selma Kara/Röportaj Haber)

*Röportaj ilk kez 2015 yılında Bianet‘te yayımlanmıştır.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here